Eğitim Yuvası .::Eğitim Üzerine Her Şey::.
Alt 07-03-2006   #1 (permalink)
Eğitim Yuvası Yöneticisi
 
Mehmet ÖCAL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Mar 2006
Nerden: Kayseri
Yaş: 46
Mesajlar: 12.104
Teşekkürler: 2.825
Thanked 3.880 Times in 1.015 Posts
İndirme: 597
Yüklemeler: 1586
Milliyetçilik

MİLLİYETÇİLİK

Ait olduğu milletin varlığını sürdürmesi ve yüceltmesi için diğer bireylerle birlikte çalışmaya, bu çalışmayı ve bilinci, diğer kuşaklara da yansıtmaya "milliyetçilik" denilir. Şu tanıma göre milliyetçiliğin en önemli öğesi "millet" olmaktır. Öyle ise millet nedir? Bir insan topluluğuna millet diyebilmek için bazı niteliklerin o toplumda olup olmadığı saptanmalıdır. Bazı anlayış biçimlerine göre, bir topluluğun millet sayılabilmesi için ırk birliği yetişir. Bu ek... bir görüştür. Aynı ırktan olmadıkları halde bugün milletlikleri tartışılmaz topluluklar vardır, İsviçreliler ve Amerikalılar gibi, bazılarına göre ise millet olmanın baş şartı aynı dili konuşabilmektir. Bu da her zaman doğru sayılamayacak bir görüştür. İsviçre'de üç ayrı dil konuşulur ama bütün İsviçreliler bir millettirler. Buna karşılık aynı dili konuşan pek çok Arap milleti vardır. Iraklılar ile Faslılar aynı dili konuştukları halde aralarında büyük farklar bulunur, ikisi de ayrı birer millet sayılabilirler.
????: Eğitim Yuvası .::Eğitim Üzerine Her Şey::. http://www.egitimyuvasi.com/forum/ataturk-ilkeleri/16_milliyet231ilik#post21
Kimileri de millet olmanın baş şartı olarak din birliğini kabul ederler. Kuşkusuzdur ki, artık bu da savunulamaz bir görüştür. Bugün dünyanın en büyük milletlerinden sayılan Japonların içinde çok çeşitli dinler vardır. Gene ayrı birer din gibi kabul edilebilecek Katoliklik ile Protestanlık Almanya'da, Amerika'da yan yana yaşamaktadır.
Öyle ise sayılan bütün bu şartlar bir insan topluluğunun millet olmasına yetmemektedir. Aynı toprak parçası üstünde yaşayan insanların millet olması için ilk şart, ortak bir geçmişe, kader birliğine, ortak bir gelecek hedefine sahip olmaktır. Bu, en tutarlı ve geçerli görüştür. Milliyet bağı böylece maddi olmaktan çok manevi bir ilişkidir. Bu görüşü benimseyen Atatürk, milleti şöyle tanımlamaktadır: Bir insan topluluğunun millet sayılabilmesi için "zengin bir hatıra mirasına, birlikte yaşamak hususunda ortak istekte samimi olmaya, sahip olunan mirasın korunmasını birlikte sürdürebilmek konusunda iradelerin ortak bulunmasına, gelecekte gerçekleştirilecek programın aynı olmasına, birlikte sevinmiş, birlikte aynı ümitleri beslemiş olmaya" ihtiyaç vardır, işte bu ana şartları taşıyan bir insan topluluğu millet sayılır. Gene Atatürk'e göre, bu şartların doğal sonucu, ortak milli bir düşünce, ideal ve en önemlisi ortak dilin ortaya çıkmasıdır. Gerçi dil birliği millet olmanın baş şartı değildir ama insanları düşünce, ruh ve kültür açısından birbirine bağlayan ana dilin, pek çok millette tek olduğunu da unutmamak gerekir.
Görülüyor ki, Atatürk, Türk milletini ırk veya din esası üzerine oturtmamıştır. Zaten akılcı bir yaklaşımla buna imkân da yoktur, özellikle Anadolu'daki Türk toplulukları başka ırklarla, yüzlerce yıldan beri kaynaşmış durumdadırlar. Anadolu'nun uygarlıkları birbirine bağlayan bir bağ olması bu sonucu doğurmuştur.
Atatürk'ün millet anlayışı akılcı ve insancıldır. Atatürk'e göre bir milleti başka milletlerden ayıran nitelikler vardır. Her millet kendi yetenekleri, kültürü ve imkânları çerçevesinde kendini diğerlerine kabul ettirmek ve mutlu yaşamak zorundadır, işte bir milletin bireylerinin bu biçimdeki davranışları milliyetçiliktir. Türk milliyetçiliğinin amacı, Türk'ün her alanda yükselmesi, yücelmesidir.
Atatürk'e göre, "asıl olan millettir, ilham ve güç kaynağı milletin kendisidir. Bir millet için mutluluk olan bir şey, diğer bir millet için felâket olabilir. Aynı sebepler ve şartlar birini mutlu ettiği halde, diğerlerini mutsuz kılabilir", öyle ise, her millet akıl ve bilim yolu ile yalnız kendi değerlerini ve çıkarlarını bulmalıdır. "Türk milliyetçisi, gelişme ve ilerleme yolunda ve uluslararası ilişkilerde bütün çağdaş milletlere paralel olarak, onlarla bir uyum içinde yürüyecektir. Ama bunu yaparken Türk milletinin özelliklerini, bağımsız kişiliğini koruyacaktır. Türk Milliyetçisi diğer milletlerin hakkına, bağımsızlığına saygı gösterecektir. Ancak böylelikle diğer milletlerden de saygı görecektir. Kimsenin yurdunda gözümüz yoktur. Çünkü her milletin yurdu kutsaldır. Türk, büyük gücünü ancak haklarına saldırı olduğu zaman kullanacaktır".
Atatürk, bütün milletlere saygı duyar, ama onların hepsinin üstünde Türk'ü görür. Ona göre, "Dünya yüzünde Türk'ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlar tarihinde görülmemiştir". Atatürk, tarih alanındaki olağanüstü çalışmalarıyla Türk'ün geçmişini aydınlatarak bu görüşe erişmiştir. Böylesine üstün bir milletin yurdu da kutsaldır. Vatan sevgisi, milliyetçiliğin önde gelen öğelerindendir; "Vatanımız, Türk milletinin eski ve yüksek tarihi ve topraklarının derinliklerinde varlıklarını sürdüren eserleri ile bugünkü yurttur. Vatan hiçbir kayıt ve şart altında ayrılık kabul etmez ve bütündür".
Mademki vatan kutsaldır ve bir bütündür, öyle ise "memleketi doğu ve batı diye ikiye ayırmak doğru değildir". Çünkü yurdumuz kutsaldır. "Yurt toprağı, sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen, Türk milletini ebedi hayatta yaşatmak için feyizli kalacaksın".
Atatürk'ün Türk milliyetçiliği üzerinde bu kadar çok durmasının derin sebepleri vardır. Bu sebepler de gene tarihten kaynaklanmaktadır.
Türklerin dünya tarihine ve uygarlıklara yaptığı üstün hizmetler bilinmektedir. Ama ne yazık ki, Türklerin kurduğu en büyük, en görkemli
devletlerden Osmanlı İmparatorluğu'nun yapısı, tam bir milliyetçilik anlayışının doğmasına imkân vermemiştir.

????: Eğitim Yuvası .::Eğitim Üzerine Her Şey::. http://www.egitimyuvasi.com/forum/showthread.php?p=21
Osmanlı İmparatorluğu'nda her bakımdan birbirinden farklı çok çeşitli uluslar yaşardı. Bunu biliyoruz. XVIII. yüzyıl sonlarına kadar dünyada milliyet ilkesi pek bilinmiyordu. Gerçi devletler kuran milletler, kendi yaşama biçimlerini, kültürlerini, anlayışlarını geliştiriyor, dillerini kullanıyorlardı, bağımsızlıklarını koruyorlardı. Ancak bunları belli bir millete bağlı olma bilinci içinde değil, belki toplumsal bîr zorunluluk olarak yapıyorlardı. Millete benlik veren milliyetçilik değil, din idi. Her millet mensup olduğu dinin buyruklarına ve kalıplarına u... yaşıyordu.
XVII. yüzyıldan itibaren Batı'da iyice güçlenen akılcılık, aynı zamanda milliyetçiliği doğurmuştur. Batıda, çeşitli milletlere mensup olan düşünürler, her milletin diğerinden farklı olduğunu görmüşler, insanları dinin değil, milliyetin ilk planda birbirine bağlamasının akla uygun olduğunu anlamışlardır. Böylece milliyetçilik Batı'da gelişerek siyasal hayata girdi. XVIII. yüzyıl sonunda çıkan Fransız İhtilâl ve onu izleyen büyük inkılâpla, milli devlet ve dolayısiyle milliyetçilik hızla bütün dünyaya yayılmaya başladı.
Özellikle çok uluslu devletler için milliyetçilik akımı bir felâketti. Milliyetçilik akımının çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu için önem taşımış, imparatorluk sınırlan içinde yaşayan ve Türk olmayan çeşitli uluslar bağımsızlık isteği ile ayaklandılar. Osmanlı devlet adamları buna karşı bir çare aradılar: Din ayrımını kaldırarak ülkede yaşayan herkesi "Osmanlı" ilân ettiler. Ama bu kesin bir çözüm yolu değildi. Milliyetçilik bir büyük akımdı ve bu hareketi böyle bir davranışla önlemek mümkün değildi. Nitekim ülkede yaşayan uluslar birer ikişer ayaklanarak Osmanlı yönetiminden kopuyor, kendi milli devletlerini kurarak bağımsızlıklarını ilân ediyorlardı.
Bu durum karşısında bazı Türk düşünürleri milliyetçilik akımının önlenemeyeceğini anlamaya başladılar. Şimdi yapılması gerekli olan, elde kalan ve üzerlerinde Türklerin yaşadığı vatan topraklarım, yeni milli devletlerin sataşmalarından kurtarmaktı. Hiç değilse bundan sonra Türk, vatanına sahip çıkmalıydı. Böylece, imparatorluk sınırlan içinde yaşayan çeşitli milletler arasında en son, Türklerin milliyetçilik anlayışı doğmuştur. Bu da XX. yüzyıl başlarına denk düşmektedir.

Türk milliyetçiliği doğarken, yalnız Türklerin değil, bütün Müslümanların tek millet olması gereğini ileri sürenler de çıktı. Ama Müslüman Osmanlı vatandaşı olan Arapların Birinci Dünya Savaşında, Hıristiyan düşmanlarımızla iş birliği yaparak bizi arkadan vurmaları, milletin dine dayandırılamayacağını çok açık ve acı biçimde göstermiştir.
Atatürk, yeni Türk Devleti'ni kurduğu vakit durum bu idi. Bütün millete Türklüğünü anlatmak, göstermek, bu çok önemli konu üzerinde durmak gerekiyordu. Artık çok uluslu Osmanlı Devleti tarihe karışmıştı. Anadolu'da ve Doğu Trakya'da yalnız Türkler yaşıyordu. Atatürk, Lozan Konferansında Türkiye'de yaşayan Rumları Yunanistan'a yollamayı başarmıştı. Engin ve büyük bir tarihe sahip olan Türkler, artık Türkiye'de en yüksek oranda çoğunlukta idiler. Milli devlet kurulabilirdi. Bu bölümün başında belirtildiği gibi, her millet kendi yücelmesini, kendi yetenekleriyle sağlar. Bunun için de katıksız bir milliyetçilik gereklidir.

Atatürk, yaşadığı sürece hep Türk milliyetçiliğini geliştirmeye çalışmıştır. "Ne Mutlu Türküm diyene" sözü, milletimiz yaşadıkça anlamı yücelecek çok üstün bir görüşün simgesidir.
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Mehmet ÖCAL For This Useful Post:
Alt 07-03-2006   #2 (permalink)
Eğitim Yuvası Yöneticisi
 
Mehmet ÖCAL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Mar 2006
Nerden: Kayseri
Yaş: 46
Mesajlar: 12.104
Teşekkürler: 2.825
Thanked 3.880 Times in 1.015 Posts
İndirme: 597
Yüklemeler: 1586
Atatürk'ün Milliyetçilik ile İlgili Bazı Sözleri

Atatürk'ün Milliyetçilik ile İlgili Bazı Sözleri
Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkına, Türk milleti denir. (1930)

Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trakyalı her bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (1923)

Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de, o kadar kuvvetli olur. (1923)
????: Eğitim Yuvası .::Eğitim Üzerine Her Şey::. http://www.egitimyuvasi.com/forum/ataturk-ilkeleri/16_milliyet231ilik#post22
Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı duyarız. Onların milliyetlerinin bütün gereklerini tanırız. Bizim milliyetperverliğimiz her halde bencil ve gururlu bir milliyetperverlik değildir. (1920)
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2006   #3 (permalink)
Vip Üye
 
kgorhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Mar 2006
Nerden: ADANA
Yaş: 47
Mesajlar: 172
Teşekkürler: 1
Thanked 26 Times in 8 Posts
İndirme: 59
Yüklemeler: 1
Güzel bilgiler Mehmet hocam teşekkürler
__________________
Kamil GÖRHAN
GAZİ İ.O.
SEYHAN-ADANA
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-04-2006   #4 (permalink)
devrim88
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
Atatürk'ün millieyetçiliği her türlü milleyetçi akıma karşıdır.son günlerdede Atatürk bozkurttu diye bi söylenti çıkarttılar.böyle şeyleri kim uydururkii?tek ke
limeyle saçmalık
  Alıntı ile Cevapla
Alt 05-04-2006   #5 (permalink)
Mehmetcik
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
Konu Atatürk olunca şu sözü hemen aklıma gelir; "Ne Mutlu Türküm Diyene." Muhtaç olduğumuz kudretin, damarlarımızdaki asil kanda olduğunu hatırlarım. Ata'm , rahat uyu. Bekçisiyiz Cumhuriyetin.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 24-04-2006   #6 (permalink)
Mehmetcik
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
Alıntı:
devrim88´isimli üyeden Alıntı
Atatürk'ün millieyetçiliği her türlü milleyetçi akıma karşıdır.son günlerdede Atatürk bozkurttu diye bi söylenti çıkarttılar.böyle şeyleri kim uydururkii?tek ke
limeyle saçmalık

**Internal Linking (Threads) **Internal Linking (Threads)

Bozkurt sözü bile tüylerini diken diken ediyor galiba.

"Bozkurt" adını ilk kez yıllar önce Benazir Butto'nun ağzından duymuştum. Bayan Butto bir televizyon söyleşisinde, kendi*sine Atatürk sevgisi*nin babasından miras kaldığını belirt*tikten sonra "Babam bana çocukken 'Bozkurt' adlı bir kitap getirmişti. Okudukça Atatürk'e hayran kaldım" diyordu.
..........................
Ama bence kitabın asıl verdiği ders; Atatürk'ün kendisi aleyhine ifadelerle dolu bu kitabı okuduktan sonra gülümseyip, "Eksik yazmış, ben eksikleri tamamlayayım da herkes okusun" diyen inanılmaz hoşgörüsüdür.

64 yıl sonra bu noktaya ne kadar uzak olduğumuzun farkında mısınız?
CAN DÜNDAR-1996

Can Dündar'ın yazısı. Kamil hocam foruma eklemiş.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 29-04-2006   #7 (permalink)
devrim88
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
Alıntı:
Bios48´isimli üyeden Alıntı
Bozkurt sözü bile tüylerini diken diken ediyor galiba.

Can Dündar'ın yazısı. Kamil hocam foruma eklemiş.
ne diken diken olması tüy müy kalmıyo o kelimeyi duyunca
  Alıntı ile Cevapla
Alt 29-04-2006   #8 (permalink)
Mehmetcik
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
Alıntı:
devrim88´isimli üyeden Alıntı
ne diken diken olması tüy müy kalmıyo o kelimeyi duyunca
Boşver bu şekildeki kutuplaşmayı. Gel asgari müşterekte birleşelim. Ülkemiz ve vatandaşlarımız ortak paydasında buluşalım. Bizi şucu, bucu diye bölenlere karşı mücadele edelim.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 29-04-2006   #9 (permalink)
devrim88
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
ben her türlü mücadeleye varım özellikle bizi bölenlere karşı ama hocam eğer benim yerimde sizde olsanız emin olun aynı şeyi söylerdiniz
  Alıntı ile Cevapla
Alt 30-04-2006   #10 (permalink)
Mehmetcik
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
Alıntı:
devrim88´isimli üyeden Alıntı
ben her türlü mücadeleye varım özellikle bizi bölenlere karşı ama hocam eğer benim yerimde sizde olsanız emin olun aynı şeyi söylerdiniz
Haklısınız hocam. 80 öncesi dönemde neler yaşamadıkki. Yeri geldi kurşunlandık, yeri geldi bıçaklandık, yeri geldi karşı saldırıda bulunduk. Fakat bütün bunların hepsi boş şeylermiş. Bizi birbirimize düşürerek çıkar sağlamak isteyenlerin bir oyunuymuş. Gerçi şimdi de benzeri oyunları oynamaya çalışanlar var. Bu tür ayırımlarla, sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt diye kutuplara bölerek ekmeklerine yağ sürdüler. Kardeşi kardeşe düşman ettiler. Kimimiz Devrim, Deniz, kimimiz Kürşat, Alparslan gibi isimlerle kutuplaştık. Atatürk ilkelerini bile kendimize göre adlandırmaya başladık; (Devrim-İnkılap v.b.) Arapça, Farsça kelimelere karşı çıktık, yerine yeni kelimeler uydurduk(Zorunlu: Zor kelimesi arapça, unlu eki getirerek, ya da sbt köklü sabit, isbat, tesbit kelimesinden türeme sabtamak kelimesiyle (-mek, -mak mastar eki getirerek) Türkçeleştirdik güya.) Ya da bu tür kelimelere inat Arapça ve Farsça kelimeler ağırlıklı konuşarak karşı çıktık. Halbuki ne olurdu herkes yaşayan Türkçe konuşsaydı.
Ama o zaman çıkar sahiplerinin işine gelmiyordu. Kutuplaştırmaları gerekiyordu bizleri. Kısmen başardılar da. Bu günlere şükür ki, birçoğumuz kendimize geldik. Bazı gerçekleri gördük. Kutuplaşmanın ülkemizi batağa sürüklediğini farkettik. Daha düne kadar farklı düşüncelere sahip insanlar, bu gün biraradalar. Ne kadar güzel.
Asgari müşterekte birleşelim derken de: Vatan ve Bayrak konusundan taviz(=ödün) vermeden, ülke bütünlüğüne zarar vermeden, bazı kutsal değerlere saldırmadan birlikte yaşamayı kasdettim.
Mustafa Kemal Atatürk'ün yolundan, Hacı Bektaşi Veli'nin yolundan, Hoca Ahmet Yesevi'nin yolundan gidelim. Gelin Canlar Bir Olalım....
  Alıntı ile Cevapla
Alt 30-04-2006   #11 (permalink)
devrim88
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
hocam ben o 80 öncesi dönemi yaşamadım.ben daha öğrenciyim gittiğim okul o dediğiniz bozkurtlarla dolu bana ve çağdaş diye bir arkadaşım var ikimize yapmadıklarını bırakmadılar okulda.ben şimdi nasıl onlara karşı iyi bir tavır sergiliyebilirimki???
  Alıntı ile Cevapla
Alt 30-04-2006   #12 (permalink)
devrim88
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
hocam ben bu okula gelmeden önce bu kadar önyargılı değildim onlar hakıkında en azından sizinde dediğiniz gibi iyileride var diye düşünüyodum.ben şimdi atatürkçü düşünce derneğinin gençlik kolu başkanıyım bunun yüzünden bütün hocalar bana ters gitmeye başladı notları düştü hatta bu aralar ismimi bile değiştirmeyi düşnüyorum
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-05-2006   #13 (permalink)
Mehmetcik
Misafir
 
Mesajlar: n/a
İndirme:
Yüklemeler:
Hocam, o bozkurtlar içinde de çok cahil insanlar var, diğer guruplar içinde de. Bu cehalet malesef artmaya da devam ediyor. Halkımız okumuyor. Bu tür sohbetlere dahi başlarken, ön yargılı, peşin hükümlü yaklaşıyor. Bunu önlemenin yolu; kişilerin birbirlerini tanımalarından geçer. Her gurupla tanışın, sohbet edin. Selamlaşın. Zamanla size davranışlarının değiştiğini göreceksiniz. Yıllar önce bir Fransız yazarın(adını hatırlayamadım) "Söz Söylemek ve İş Başarmak Sanatı" diye bir kitabını okumuştum. Orada da bu tür tavsiyelerde bulunuyordu yazar. Açık sözlülükle, tanışmak ve dost olmak istediğinizi belirtin. Deneyin, değişimi göreceksiniz, inanıyorum.
Sevgiyle kalın hocam.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lower Navigation
Geri git   Eğitim Yuvası .::Eğitim Üzerine Her Şey::. > ATAMIZ > Atatürk'le İlgili Bilgiler ve Belgeler > Atatürk İlkeleri

Bookmarks

Tags
milliyetçilik

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Konu Açma Yetkiniz Yok
Konulara Cevap Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajlarınızı Düzenleme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



www.egitimyuvasi.com sitemizde yer alan bilgi, belge, fotoğraf ve dokümanların her hakkı aksi belirtilmediği sürece www.egitimyuvasi.com sitesine aittir.
Sitemizde yayınlanan bilgi, belge, doküman ve fotoğrafların yazılı izin alınmadan yayınlanması, kopyalanması, ticari amaçlarla kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.

Sitemiz hiçbir şekilde kar amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.1
Template-Modifications by TMS
Powered by vBulletin®, vBadvanced, PhotoPost Pro, FlashChat, ibProArcadeAd Management plugin by RedTyger
no new posts